16 Ekim 2012 Salı

İsterken Nerede Yanlış Yapıyorsunuz?

İsterken Nerede Yanlış Yapıyorsunuz?
İste ve isteklerini evrene bırak: Evren isteklerini illaki alır sen sadece bırakmayı bil.
İsteğini olayların akışına bırak: İstedim olmuyor diyerek olumsuzlukları üzerine çekmektense bazen akışına bırakmak en doğrusudur.
İsteğini hayatında bir parça olması için iste:İstediğin şey kendi hayatında bir önemi ve özelliği olmalıdır
Zihnini sürekli bunu istediğinle meşgul etmeyi bırak:İsteğini evrene bıraktıktan sonra sürekli onun üzerine odaklanmak beyni yorar olumsuz etki oluşturur..

ÇOCUK GELİŞİMİNDE HAREKETİN ÖNEMİ...

ÇOCUK GELİŞİMİNDE HAREKETİN ÖNEMİ...

Anne rahmine düştüğü andan itibaren bebeklerin hareketlerinin bir anlamı vardır.Bebekler hareket ettikçe gelişirler.Çocuklarımıza olabildiğince hareket etmeleri için alan bırakmamız gerekmektedir. 
Hareket etmenin bir özgürlük,öğrenme aracı olduğunu belirten uzmanlar,ancak  kazalara davetiye çıkarmamak için bazı noktalara da dikkat etmek gerektiğinin altını çizmişlerdir.
Anne hamileliğini öğrendiği andan itibaren ilk olarak heyecanla beklediği şey bebeğinin hareketlerini hissetmektir…Anneler bu duyguyu ”mükemmel ve tarifi imkansız” bir mutluluk olarak tanımlarlar nitekim de öyledir.Hamilelik boyunca bebeğin hareketleri takip edilir ne zaman hareketli ne zaman değil bir anne tarafından bilinir..Olağanın dışında bir hareket kısıtlılığı olduğunda ise anne telaşlanmaya ve bir aksilik mi var diye endişelenmeye başla.Annenin psikolojisi de bebeğin hareketlerini etkilemektedir.Anne mutsuz olduğu üzüldüğü dönemlerde bebeğin hareketlerinin azaldığı,annenin mutluluğu arttığında ise bebeğin hareketleri artar ve mutluluğunu anne bile hisseder.Gebelik süresince anne karnındaki bebeğin hareketleri gebeliğin yolunda gittiğini gösterir.

13 Ekim 2012 Cumartesi

Kendini keşfet sınırsız gücün olsun

Kendini keşfet sınırsız gücün olsun

Sınırsız Güç’ün Yazarından Sınırsız Güç Veren Sözler

  • Hazırlıklı olarak fırsatla karşılaşmak, şans dediğimiz sıçrama tahtasıdır.
  • Bilinçli düşünceden geçirmediğim bir şey beni etkilemez.
  • Kişiler tembel değildir. Sadece, kendilerine esin kaynağı oluşturacak kadar güçlü amaçları yoktur.
  • Etkili iletişim için, hepimizin dünyayı farklı şekilde algıladığının ve iletişimimizi bu algıya dayandırarak gerçekleştirdiğimizin farkına varmalıyız.
  • Bulmak istersen, yeni bir yol mutlaka vardır.
  • Başarının sırrı, acının ve zevkin seni kullanmasına izin vermeden onları kullanmayı başarabilmektir. Eğer bunu yaparsan, hayatını kontrol altına almış olursun. Eğer yapmazsan, hayat seni kontrol altına alır.
  • İnançlar üretme gücüne de sahiptir, yıkma gücüne de…
  • Başarısızlığı yaklaşımımızı değiştirmek için bir uyarı olarak görmek yerine kişisel bir kusur ya da hata olarak görürsek, daha en başında yenilmiş oluruz.
  • Tüm kişisel atılımlar, inanç ve düşüncedeki değişiklikle başlar.
  • Sorular, sınırlanmış potansiyelin kapısını açacak anahtar değerindedir.

9 Ekim 2012 Salı

ÇOCUKLAR VE BİTMEK BİLMEYEN SORULARI


Çocuklar ve bitmek bilmeyen soruları


ÇOCUKLAR VE BİTMEK BİLMEYEN SORULARI“Bizim çocuk pek meraklı, sürekli sorular soruyor.” Bu cümleyi kurmayan anne baba yok gibi... Evet, çocuk meraklıdır ve öğrenmenin sınırı yoktur. Ancak çoğu zaman bu sonu gelmeyen sorularla başa çıkmaya çalışmak ya da kendini bitmek bilmeyen sorular karşısında yetersiz hissetmek, anne babalara büyük stresler yaşatabiliyor. İşte, çocuklarınızın sorularını strese girmeden karşılamanın yolları...

Küçük yaramazlar 1 yaşını geçip de az çok konuşmaya başladıklarında soruları da başlıyor. Genellikle hemen her şeyi işaret parmaklarıyla işaret ederek, “Bu ne?” diye başlıyorlar sormaya… “Buna ne, bu ne, bu ne?”

Siz de cevap veriyorsunuz… “Ağaç, kedi, kapı kolu…” Sonra o da tekrarlıyor; “Bak bu kedi!” Öğrendiklerini size öğretmeye başlıyor ve böylece tekrarlayarak öğreniyor. Üstelik, sizin her şeyi bildiğinizi varsayıyor! Yaşı büyüdükçe sorularının içeriği de farklılaşıp gelişiyor… Her geçen gün daha çok daha çok soruyor… Ve çocuğun sormaları, sizinle taa en başından güven ilişkisi kurmuşsa ve sizden aldığı cevaplardan tatmin oluyorsa, ayrıca da soru sorduğunda sorusunu cevaplamak üzere elinizden geleni yapacağınızı biliyorsa, hiç bitmiyor… Bakın, bizler anne baba olduk, ama anne babalarımıza sormaya devam ediyoruz, tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz.
Psikolog Simon Cusworth, “Neden” sorularının, çocuğun neden sonuç ilişkisini anlama, çevresinde olanları öğrenme ve dil gelişimi üzerinde etkili olduğu gibi, aynı zamanda otoriteye karşı bir tehdit de oluşturabildiğini söylüyor ve anne babalara bazı önerilerde bulunuyor. Örneğin “Neden o anda banyo yapmak gerekiyor ya da neden yemekten önce çikolata yenmez?” gibi... Küçük meraklının soruları karşısında öncelikle anlaşılması gereken, “her sorunun cevabını bilemeyeceğiniz ve bazı soruların da bir cevabının olmadığı”. Yani, çocuğunuzun sorusu kimsenin cevabını bilmediği bir soru da olabilir.