4 Aralık 2012 Salı

Çocuğunuza "Hayır" demenin yolları


Çoğu anne – baba, çocuğa “hayır” kelimesinin anlamını öğretememekten yakınır. Bu nedenle anne-baba bir konuda yasak koyacaksa bu konuda kendi aralarında karar vermelidir. Peki, ama nasıl? Psk. Dan. Aile Terapisti Filiz Okuş Tezel, çocuğa “hayır” demenin yollarını anlatıyor…
• Çocuğa “hayır” kelimesi net ve kararlı bir şekilde söylenmelidir.
• Açıklandıktan sonra verilen kararlardan dönülmemelidir.
• Konuyla ilgili gereksiz bir tartışmaya girilmemelidir.
• Anne-babanın ses tonu kızgın ya da yalvarır şekilde olmamalıdır.
• Göz teması kurulmalı ve basit cümleler kullanılmalıdır.
• Kurallara uyan veya uymaya çaba gösteren çocuğun davranışları gözden kaçırılmamalıdır.
• Çocuk eğitiminde “ödüllendirme” yönteminin tercih edilmesi ve memnuniyet hissettirilmesi, çocuğun olumlu davranışının tekrarlanmasını artırmada işe yarayacaktır.
Çocuk çaba gösterdiği ve bunun karşılığını aldığı için bir sonraki deneyiminde aynı güzel tepkiyi alabilmek için çabalayacak ve bu davranış çocuk tarafından öğrenilerek kalıcı hale gelecektir.

17 Kasım 2012 Cumartesi

BENİM ÇOCUKLUĞUMDA BÖYLE DEĞİLDİ!

BENİM ÇOCUKLUĞUMDA BÖYLE DEĞİLDİ!

Neden Böyle Olduk?
Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.Hatta babamın bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya
yürüyerek gelirdik.
Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,
kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

16 Kasım 2012 Cuma

ÇOCUKLARLA İLETİŞİM ( 1 )

ÇOCUKLARLA İLETİŞİM ( 1 )

Negatif ve eleştirel yaklaştığınız zaman çocuklarınızda değersizlik korkusu çıkmaya başlıyor. Çocuğunuzda bu değersizlik korkusu çıkmaya başladığında bu direk kişiliğine yansıyor.
**Çocuğunuza disiplinle, ya da tehditle uzlaşamazsınız.  “Dediğimi yapmazsan harçlığını keserim; sokağa çıkartmam” gibi cümleler,  çocuğunuzu sizden ve toplumdan uzaklaştırır.
**Şu andan itibaren geçmişinizi silin ve çocuğunuzla olan iletişiminizi geliştirmek için niyet edin. Davranışlarınızı ona karşı değiştirin, gününün nasıl geçtiğini sorun, hal hatırını sorun. Ve çocuğunuzu ödüllendirin. Onu heyecanlandırın. Coşku ve heyecan, çocuğun araştırması için çalışması için gereken bir faktördür.

16 Ekim 2012 Salı

İsterken Nerede Yanlış Yapıyorsunuz?

İsterken Nerede Yanlış Yapıyorsunuz?
İste ve isteklerini evrene bırak: Evren isteklerini illaki alır sen sadece bırakmayı bil.
İsteğini olayların akışına bırak: İstedim olmuyor diyerek olumsuzlukları üzerine çekmektense bazen akışına bırakmak en doğrusudur.
İsteğini hayatında bir parça olması için iste:İstediğin şey kendi hayatında bir önemi ve özelliği olmalıdır
Zihnini sürekli bunu istediğinle meşgul etmeyi bırak:İsteğini evrene bıraktıktan sonra sürekli onun üzerine odaklanmak beyni yorar olumsuz etki oluşturur..

ÇOCUK GELİŞİMİNDE HAREKETİN ÖNEMİ...

ÇOCUK GELİŞİMİNDE HAREKETİN ÖNEMİ...

Anne rahmine düştüğü andan itibaren bebeklerin hareketlerinin bir anlamı vardır.Bebekler hareket ettikçe gelişirler.Çocuklarımıza olabildiğince hareket etmeleri için alan bırakmamız gerekmektedir. 
Hareket etmenin bir özgürlük,öğrenme aracı olduğunu belirten uzmanlar,ancak  kazalara davetiye çıkarmamak için bazı noktalara da dikkat etmek gerektiğinin altını çizmişlerdir.
Anne hamileliğini öğrendiği andan itibaren ilk olarak heyecanla beklediği şey bebeğinin hareketlerini hissetmektir…Anneler bu duyguyu ”mükemmel ve tarifi imkansız” bir mutluluk olarak tanımlarlar nitekim de öyledir.Hamilelik boyunca bebeğin hareketleri takip edilir ne zaman hareketli ne zaman değil bir anne tarafından bilinir..Olağanın dışında bir hareket kısıtlılığı olduğunda ise anne telaşlanmaya ve bir aksilik mi var diye endişelenmeye başla.Annenin psikolojisi de bebeğin hareketlerini etkilemektedir.Anne mutsuz olduğu üzüldüğü dönemlerde bebeğin hareketlerinin azaldığı,annenin mutluluğu arttığında ise bebeğin hareketleri artar ve mutluluğunu anne bile hisseder.Gebelik süresince anne karnındaki bebeğin hareketleri gebeliğin yolunda gittiğini gösterir.

13 Ekim 2012 Cumartesi

Kendini keşfet sınırsız gücün olsun

Kendini keşfet sınırsız gücün olsun

Sınırsız Güç’ün Yazarından Sınırsız Güç Veren Sözler

  • Hazırlıklı olarak fırsatla karşılaşmak, şans dediğimiz sıçrama tahtasıdır.
  • Bilinçli düşünceden geçirmediğim bir şey beni etkilemez.
  • Kişiler tembel değildir. Sadece, kendilerine esin kaynağı oluşturacak kadar güçlü amaçları yoktur.
  • Etkili iletişim için, hepimizin dünyayı farklı şekilde algıladığının ve iletişimimizi bu algıya dayandırarak gerçekleştirdiğimizin farkına varmalıyız.
  • Bulmak istersen, yeni bir yol mutlaka vardır.
  • Başarının sırrı, acının ve zevkin seni kullanmasına izin vermeden onları kullanmayı başarabilmektir. Eğer bunu yaparsan, hayatını kontrol altına almış olursun. Eğer yapmazsan, hayat seni kontrol altına alır.
  • İnançlar üretme gücüne de sahiptir, yıkma gücüne de…
  • Başarısızlığı yaklaşımımızı değiştirmek için bir uyarı olarak görmek yerine kişisel bir kusur ya da hata olarak görürsek, daha en başında yenilmiş oluruz.
  • Tüm kişisel atılımlar, inanç ve düşüncedeki değişiklikle başlar.
  • Sorular, sınırlanmış potansiyelin kapısını açacak anahtar değerindedir.

9 Ekim 2012 Salı

ÇOCUKLAR VE BİTMEK BİLMEYEN SORULARI


Çocuklar ve bitmek bilmeyen soruları


ÇOCUKLAR VE BİTMEK BİLMEYEN SORULARI“Bizim çocuk pek meraklı, sürekli sorular soruyor.” Bu cümleyi kurmayan anne baba yok gibi... Evet, çocuk meraklıdır ve öğrenmenin sınırı yoktur. Ancak çoğu zaman bu sonu gelmeyen sorularla başa çıkmaya çalışmak ya da kendini bitmek bilmeyen sorular karşısında yetersiz hissetmek, anne babalara büyük stresler yaşatabiliyor. İşte, çocuklarınızın sorularını strese girmeden karşılamanın yolları...

Küçük yaramazlar 1 yaşını geçip de az çok konuşmaya başladıklarında soruları da başlıyor. Genellikle hemen her şeyi işaret parmaklarıyla işaret ederek, “Bu ne?” diye başlıyorlar sormaya… “Buna ne, bu ne, bu ne?”

Siz de cevap veriyorsunuz… “Ağaç, kedi, kapı kolu…” Sonra o da tekrarlıyor; “Bak bu kedi!” Öğrendiklerini size öğretmeye başlıyor ve böylece tekrarlayarak öğreniyor. Üstelik, sizin her şeyi bildiğinizi varsayıyor! Yaşı büyüdükçe sorularının içeriği de farklılaşıp gelişiyor… Her geçen gün daha çok daha çok soruyor… Ve çocuğun sormaları, sizinle taa en başından güven ilişkisi kurmuşsa ve sizden aldığı cevaplardan tatmin oluyorsa, ayrıca da soru sorduğunda sorusunu cevaplamak üzere elinizden geleni yapacağınızı biliyorsa, hiç bitmiyor… Bakın, bizler anne baba olduk, ama anne babalarımıza sormaya devam ediyoruz, tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz.
Psikolog Simon Cusworth, “Neden” sorularının, çocuğun neden sonuç ilişkisini anlama, çevresinde olanları öğrenme ve dil gelişimi üzerinde etkili olduğu gibi, aynı zamanda otoriteye karşı bir tehdit de oluşturabildiğini söylüyor ve anne babalara bazı önerilerde bulunuyor. Örneğin “Neden o anda banyo yapmak gerekiyor ya da neden yemekten önce çikolata yenmez?” gibi... Küçük meraklının soruları karşısında öncelikle anlaşılması gereken, “her sorunun cevabını bilemeyeceğiniz ve bazı soruların da bir cevabının olmadığı”. Yani, çocuğunuzun sorusu kimsenin cevabını bilmediği bir soru da olabilir.

24 Eylül 2012 Pazartesi

ÇOCUĞUNUZUN HAYATINDA VAR MISINIZ?


Yapılan bir araştırmaya göre babanın olmadığı evde büyüyen çocukların hapse girme riski 8 kat, cinayet işleme riski 5 kat, taciz ve şiddete uğrama riskinin 33 kat olduğu ortaya çıktı. Babanınyokluğu deyince sadece vefatı anlaşılmasın. Boşanma, kırgınlık, iletişimsizlik ya da yoğun iş temposu nedeniyle bir babanın evladının hayatında var olamaması yokluğun ta ken
disi.

Bir başka araştırmaya göre ise ergen intiharlarının yüzde 63'ünün, evsiz ve evden kaçan gençlerin yüzde 90'ının, davranış problemleri gösteren çocukların yüzde 80'inin, tecavüz suçu işleyen gençlerin yüzde 80'inin, hapishaneye düşen gençlerin yüzde 85'inin evlerinde baba yok.

BABALARA TAVSİYELER

Geleceğimiz için babaların kendini eğitmesi gerekiyor

Yarının güvenli, değerli, mutlu çocuklarını babaların ilgisi, sevgisi ve şefkati büyütecektir. Bunun için baba olarak kendimizi eğitmeli, çocuğumuzun gelişimi ve dünyası hakkında okumalı, konuşmalı, dinlemeliyiz. Bunun yanında mutlaka ama mutlaka aşağıda yer alan maddelere de dikkat etmeliyiz:

Evinizi sadece uyumak, TV seyretmek ve yemek yemek için gittiğiniz bir otel gibi kullanmayın. Eviniz günlük hayatın stresinden kurtulduğunuz, nefes aldığınız, rahatladığınız, bedeninizle beraber ruhunuzu da dinlendirdiğiniz ve bütün bunları çocuklarınızın da hissetmesini sağladığınız bir yuva olsun.

Evde geçirdiğiniz vakitler çocuklarınız için işkence olmasın. Sizinle birlikte olmaktan onların da keyif alacağı faaliyetleri yapın.

Eğitim ve disiplin sizi çocuğunuza, çocuğunuzu size düşman etmesin. Çocuğunuza doğru yaklaşımda bulunmak ve onu doğru şekilde eğitmek için önce kendinizi eğitin.

Çocuğunuzdan saygı görmek istiyorsanız siz de ona saygı gösterin. Varlığını fark edin, sözünü dinleyin, görüşlerine değer verin.

Anneye müfettiş değil yardımcı olun. Bütün yükü anneye bırakıp sonrasında anneyi suçlamayın. Çocuk yetiştirmek tek başına kaldırılabilmesi çok zor olan bir yüktür.

Çocuklarla çocuk olmak ve mutlaka sabırlı olmak şarttır. Her şeyi eleştiren, hep hata gören, devamlı ceza veren bir baba yapmaz, yıkar.

Emeklerinizi çaldırmayın. Çocuğunuzun dünyasına girip onun hangi hayalleri ve hayatları yaşadığını öğrenin. Çocuğunuzun çevreden kolaylıkla ulaşılabilecek kötü örnekleri dünyasına sokarak verdiklerinizin çalınmamasına karşı dikkatli olun.

(ALINTI: MEHMET DİNÇ)

28 Ağustos 2012 Salı

Bir İnsanı Başarılı Ya Da Başarısız Yapan Nedir?



Bahar, doğanın yeni bir giysiye büründüğü, her şeyi taze, temiz ve güzel
gördüğümüz zamandır. İşte bu kitabın da amacı, okuyucuların yaşamlarında
baharda görünen böyle bir değişimle karşılaşmalarını sağlamaktır.
Okuyucunun yaşamının niteliğini geliştirmek ve okuyucunun bakış
açısında hızlı değişimler yaratmaktır doğada olduğu gibi...
Bu kitap boyunca şoförün ben olduğumu asla düşünmeyin. Direksiyonda
siz varsınız. Ben sadece dikkatinizi anayolun net bir şekilde işaretli
olduğu haritanın üstündeki güvenli yola çekiyorum. Bu yolculuğunuzda
yollar düzleşir ve böylece de yolculuğunuz daha sarsıntısız bir hal alır.
Sonucunda ise başarı kaçınılmaz olur.

26 Ağustos 2012 Pazar

ANNE OLMAK

Anne Olmak Ne Zaman Başlar?

Anne olmak ne zaman mı başlar?Hani o ilk iki çubuk çıkan gebelik testini elinize alıp testi yaparsınız ve o iki çizgiyi görürsünüz ya işte o zaman başlar diye düşünürdüm her zaman...Ama öyle değil!!Annelik kendi annenizin kucağına geldiğiniz anda başlar...Annenizden gördüğünüz o karşılıksız sevgiyi yaşamınızın her daim her anında yaşadığınızda başlar annelik...
O testi ilk yaptığınızda annelik duygunuz doruğa ulaşmıştır oysaki!İçinizde bir canlının olduğunu hissetmek ve onun varlığıyla yaşamak hissi bize yıllar öncesinde verilmiştir aslında...

17 Ağustos 2012 Cuma

BEBEK BAKIMI VE EĞİTİMİ


Bebek Eğitimi ve Terbiye


Rahmetli hocalarımızdan biri “çocuk beşiğe düşer, eğitim ve terbiye başlar” derdi. Bu düşünce bugün de geçerlidir. Alışkanlıklar kötü ve iyi davranışlar hep küçük yaşlarda edinilir.

1istemli Kaka Yapma Eğitimi:

Çocuklarda temizlik eğitimine çok önem verilmelidir. Süt çocuğu ve oyun çağındaki çocukların altı kirlendiğinde çocuk çok huysuzlaşır. Bu kirliliğe karşı ilk reaksiyondur. 2 yaşlarından sonra eli kirlenen bir çocuk annesine koşar ve elini gösterir. Bir, iki yaşlar arası çocuk ayaklandığı, otu-rabildiği ve anlayabildiği zaman, anne çocuğun kakasını oturağa yapmasını ister. Bu öğretim çok kolay olmaz, özel bir yumuşaklıkla kakasını oturağa yapması onun anlayabileceği şekilde çocuktan istenir. Çocuk bu isteğe uyarsa ödüllendirilir.

12 Ağustos 2012 Pazar

Çocuk Yetiştirmeyle İlgili Doğru Bilinen 8 Yanlış


Bloğumun ilk yayını olarak öncelikle hatalardan başlamak istedim takdir edersiniz ki! Malum yalnışları bilmeden doğruları bulmamız mümkün olmuyor...dünyadaki en büyük servetimiz olan çocuklarımız için en iyiyi en doğruyu blanız dileğiyle..Gelin yalnışlarımızla başlayalım... 

1- BEBEK FAZLA KUCAĞA ALINMAZ, ALINIRSA KUCAĞA ALIŞIR!

Yenidoğan bebeğinizi emzirmek, altını değiştirmek, sevmek, okşamak, konuşmak için kucağınıza almalısınız. Anne ile Bebek arasında kurulacak sevgi ve güven bağı için bu çok önemlidir. İstekleri karşılanan, sevgi ve güven hisseden bebeğinizi daha ileri dönemlerde uyku, beslenme gibi durumlar için belirli bir düzene alıştırmak daha kolay sağlanır. Özellikle ilk üç ay bebeğinizi sık sık kucağınıza alın.